Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2016

Bir Dost mu Arıyorsunuz?


Evet, bir dost mu arıyorsunuz? Her zaman sizin iyiliğinizi isteyen, siz ona kızsanız da size kızmayan, hep size yanlışlarınızı düzeltmeniz için zaman tanıyan ve yollar gösteren, iyi günde de kötü günde de hep yanınızda olan, size şah damarınızdan daha yakın olan bir dost. Anladınız sanırım o dostun kim olduğunu. Evet o dost Allah'tır.

Allah, İman Edenlerin Dostudur

Hayatta herşey istediğimiz gibi gitmez. Kalp grafiği gibi iniş çıkışlarla doludur hayat. Çeşitli zorluklarla karşılarız hayat yolunda. Maddi-manevi sıkıntılar üst üste gelir bazen. Boğulacak gibi oluruz adeta. En yakın bildiğiniz kişiler dahi size sırtlarını dönerler. Nereye baksanız ekşiyen yüzler görürsünüz. Umut ettiğiniz kapılar bir bir yüzünüze kapanır. Koca dünya sanki küçülmüş de sadece sizin sığabildiğiniz bir tabut olmuştur adeta.

İşte tam burada imdadımıza gerçek bir dost yetişir. Bizi hiç bir zaman yalnız bırakmayan, Hz. İbrahim'i (as) ateşten kurtaran, Hz. Nuh'u(as) boğulmaktan kurtaran, Hz. Yunus (as)'ı balığın karnından kurtaran, Hz. İsa'yı (as) çarmıhtan kurtaran ve Efendimiz Hz. Muhammed'i (sav) müşriklerin elinden kurtaran ve daha nice Allah dostlarının ve müminlerin hep yanında olan bir dost. O da Allah'tır.

Dünyada Herşey İmtihan Boyutlu Gerçekleşir

Bize böyle bir dost olan Rabbimiz varken başımıza gelen sıkıntılara bazen anlam veremeyebiliriz. Oysa herşey bizim hayrımızadır. Nasıl ki askerdeyken çeşitli eğitimlerden geçeriz. Yoruluruz, uykusuz kalırız ama herşey bizim daha iyi asker olup vatanı daha iyi savunmamız içindir.

Aynen öyle de, hayatta başımıza gelen zorluklar bizi olgunlaştırıp öteki dünyaya hazırlamak, ecirlerimizi artırmak ve insan madenini ortaya çıkarmak içindir. Bu imtihanlar sonunda kimin kömür, bakır, altın ve elmas olduğu ortaya çıkar ve herkes ötelerde buna göre bir yer bulur kendisine.

Öyleyse Niçin Üzülüyorsun ki?

Böyle bir dostumuz varken bize düşen şey, nasıl ki anne çocuğunun iyileşmesi için ona acı ilaç veriyorsa, başımıza gelen musibetlerin ve zorlukların bizim hayrımıza verildiğini düşünüp üzülmemek ve sabretmektir.

Ne mutlu şu bulanık bir damlaya aldanmayıp berrak ahiret okyanusuna kulaç atanlara!!!


24 Ağustos 2016

Güzelliklerin Asıl Sahibi


Herşey O'ndan

Modern zamanlar, insanın hayatına getirdiği teknolojik kolaylıklar yanında insanı sürekli meşgul etmekle onun çevresindeki hadiseleri ve kendisini okumasını engellemektedir. İnsan sürekli koşturmaktan ve birşeyler ile meşgul olmaktan dolayı hikmetli düşünme faaliyetini unutmuştur.

Oysa Düşünecek O Kadar Çok Şey Var ki

Dinimiz hikmetli düşünce faaliyetine -ki biz buna dini anlamda tefekkür diyoruz- çok önem vermiştir.İnsanın kendisini ve kendisini yaratanı tanımasını sağlayacak olan tefekkür insanın kendisine yapabileceği en büyük iyiliktir.

İnsan böyle bir tefekkürle, kendisinin bir amaç için yaratıldığını, çevresindeki hiçbir hadisenin manasız olmadığını görmenin yanısıra, bu dünyadaki herşeyin bir sona doğru gittiğini görmekle buranın peşinden koşmanın anlamsız olduğunu, geçici şeylere gönül bağlamanın yanlış olduğunu ve esas Baki olana gönül bağlaması gerektiğini anlar.

Dünyadaki Bütün Güzellikler O'ndan Haber Verir

Daha önceki yazılarımızda örnek verdiğimiz gibi nasıl ki ayna sadece kendisine yansıyan güzellikleri gösteriyor ve bunların esas sahibi o değil ve övünmeye de hakkı yoksa aynen öyle de sahip olduğumuz ve çevremizdeki bütün güzellikler ise aslında bizim değil bunları bize verene aittir. Güneş aynaya yansıyıp ta aynayı aydınlattığı ve parlattığı zaman ayna bu parlaklıkla nasıl övünemezse insan da bu güzellikler benden kaynaklanıyor, ben bilgiliyim, zenginim, akıllıyım, bütün sahip olduklarımı ben kendi becerimle elde ettim diyemez, derse bütün bunları kendisine verene karşı nankörlük etmiş olur. İşte size insanın menşeini hatırlatan güzel bir örnek;

Vaktiyle alim zatlardan birisi yolda gidiyorken kibirle eteklerini yolda sürükleyen bir genç görmüş. Gence, şu eteklerini biraz daha kısalt demiş. Genç, sen benim kim olduğumu biliyor musun demiş ona. Evet, çok iyi biliyorum demiş yaşlı alim. Senin başlangıcın kaypak bir su sonun da kokmuş bir leş, ikisi arası da pislik dolu bir hammallık demiş. Genç cevap veremeyip sıvışıp gitmiş.
 Evet, hepimiz böyle değil miyiz aslında. Öyleyse neyimizle övünüyor ve bütün sahip olduklarımızı neden asıl Sahibine vermiyoruz?


Bütün güzellikler ve hayırlar Sen'den Yarabbi, Sana döndüm Yüzüm

Öyleyse, insana düşen şey kendisine verilen şeyleri sahiplenmeden onları asıl Sahibine vermek ve hep O'nu gösteren bir ayna veya pusula gibi olmaktır. Nasıl ki pusulalar hep kuzeyi gösterirler ise ona bakan herkes onda Allah'ı görmelidir. Söyleyen ne güzel söylemiş;

"Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür daim"




15 Ağustos 2016

Hayat ve Doğuş


Hayata Yeniden Doğmak

Hepimiz bir kere doğarız hayata ve yaşarız bize ne kadar ömür verilmişse. Ancak, hayata bir kere daha gelme fırsatımız olsaydı nasıl yaşamamız icap ederdi? Gelin biraz bunun üzerinde kafa yoralım.

İnsanlar, doğumlarından itibaren çevrelerinde olan biteni gözlemler ve zamanla çevrelerindeki hadiseler insanlara çok normal gelmeye başlar. Oysa, en güzel yaradılışıyla varlıklar içinde seçkin bir yeri olan insanın etrafındaki eşyaları ve hadiseleri sorgulaması ve buna göre bir yaşayış seçmesi beklenir kendisinden. Tam olarak ne demek istiyorum? Biraz daha açıklayayım;

Hayatı O'nun Adına Okumak

Mesela, bahar mevsimi gelir güller açar, mis kokularıyla ortalığı mest ederler. Ama biz pek aldırış etmeyiz. Sadece ne güzel kokuyor bunlar der geçeriz. Aslında, sorgulayan insanın şöyle düşünmesi ve demesi beklenirdi; 

-Yahu, bu gül kara topraktan çıktı. Bu toprakta ne koku var ne de renk. Bu gül bizi mest eden bu kokuya ve renge nasıl sahip oldu? Benim neleri sevdiğimi nasıl biliyor ki tam ona göre bir renk ve bir kokuya sahip olmuş? Bunu aklı ve şuuru olmayan bir çiçeğe veremeyeceğime göre demek ki çiçeği ve bizleri bilen, gücü havaya, toprağa, suya ve güneşe geçen birisi bunu yapmış olmalı. Öyleyse Allah'ım sana hamdolsun ki bize bu güzellikleri verdin demelidir.

Aynı şekilde yağmur yağdığı zaman da şöyle düşünmelidir;

- Bu bulutlar buradaki insanların, hayvanların ve bitkilerin ihtiyaçlarını nereden biliyorlar ki tam zamanında yağmur yağdırıyorlar. Halbuki bunların düşünen aklı, gören gözleri ve sözlerimizi işiten kulakları yok. Demek ki bütün bunları gören ve bilen Allah bize bu yağmuru gönderiyor diye düşünmeli ve O'na şükretmeli.

Hastalandığı zaman da şöyle düşünebilir insan;

Rabbim bu hastalığı vermekle benim ne kadar güçsüz olduğumu ve O'na muhtaç olduğumu hatırlattı. Demek ki doktora gitmekle beraber O'na yalvarma zamanım gelmiş deyip kendine şifa vermesi için Şafii olan Allah'a dua etmeli insan.

Malını-mülkünü kaybettiği zaman da şöyle düşünürse sıkıntılardan kurtulur ademoğlu;

Bu malı mülkü bana zaten O vermişti  ve O bunların gerçek sahibidir.Mülk sahibi malını istediği zaman geri alır. Eğer ben bu duruma sabredip şikayetçi olmazsam daha güzellerini bana ahirette verir. Yoksa, bunları ben kazanmıştım. Niye şimdi elimden çıkıp gittiler diye düşünürsem hayat bana ızdırap olur.

Cennet bir Hayat Senin Elinde


Sonuç olarak çevremizdeki eşyalara ve hadiselere bakarken maddeci anlayıştan kurtulup O'nun adına bakabildiğimiz ölçüde hayatımız Cennet'e döner yoksa zamanımızın anlayışıyla bakarsak bu dar dünyanın duvarları arasında sıkışır hayatımızı Cehennem'e çeviririz.







11 Ağustos 2016

Hayat ve Ayna


Hayat Bir Aynadır

Bilirsiniz aynalar karşılarındaki nesneleri olduğu gibi gösterirler. Hayat ta bir aynadır aslında ve kendisine yansıyan görüntüleri gösterir. 

Peki Hayat Kime Aynadır?

Hayatı kim verdiyse ona aynadır hayat. Gelin bunu bir örnek üzerinden açıklayalım; Bir araba fabrikasını düşünelim. Fabrikaya değişik malzemeler giriyor ve araba olarak çıkıyor. Anlarız ki bu fabrikayı yöneten, fabrikadaki işleri organize eden bir yönetici var. Yoksa o kadar değişik malzemenin kendiliğinden bir araya gelip bir araba oluşturması mümkün değil. Aynen öyle de, evrene baktığımız zaman çöldeki kum tanesinden daha fazla olan yıldızların ve gezegenlerin müthiş hızlarına rağmen birbirlerine çarpmadan yollarına devam etmelerini tesadüfle açıklayabilir miyiz? Ya yağan milyarlarca yağmur  tanesinin hiç biribirine değmeden yeryüzüne inmelerini peki. Bizden çok daha akılsız olmalarına rağmen ineklerin ve tavukların bizim yapamadığımız sütü ve yumurtayı yapmalarını nasıl izah edeceğiz?

Hele Balarısı

Evet, ancak parmağımın ucu kadar olan bir bal arısının matematik profesörlerine taş çıkartıp altıgen petekler yapması ve binlerce çiçeği gezip en şifalı besin olan balı yapmasını neye vereceğiz? Bir kibrit ucu kadar olan beynine mi? 

Evet, Hayat Allah'a bir Aynadır

Bizden çok daha şuursuz ve akılsız bu varlıklara bu faaliyetleri veremeyeceğimize göre bütün bunları yapan tek bir varlık vardır. O da Allah'tır. Dolayısıyla yumurtaya baktığımız zaman tavuk değil süte baktığımız zaman inek değil yağmura baktığımız zaman bulut değil bütün bunları veren gerçek sahip Allah akla gelmelidir. 

İnsana ne kadar çok şaşılır ki bir yerde birkaç satır yazılı olsa hemen bunların yazarı kim diye sorarken kendisinin yapamadığı bunca faaliyetin gerçek sahibi kim diye sormaz veya sormak istemez.

Hastalandığımız zaman O'dur bize Şifa veren

Hastalanıp ta doktor eliyle iyileştiğimiz zaman aslında bize Şifa veren Allah'tır. Doktor yalnızca arada bir sebeptir. Bir sofraya oturup yemek yediğimiz zaman bize rızkımızı veren de O'dur. Birisine merhamet ettiğimiz zaman aslında Allah'ın Rahman ve Rahim isimlerine ayna oluyoruzdur. Hayatımızın kaynağı Allah'ın Hayy devamı da Kayyum ismine bağlıdır. Hayat bu yönüyle Allah'ın birçok ismine aynalık yapar. Bu sebeple bir sinek hayat sahibi olduğu için koca bir dağdan daha fazla isme aynalık yapar.

Herşeye O'nun hesabına bakmalı

Çevremizdeki hadiselere ve eşyaya kendileri hesabına göre değil de Allah hesabına bakarsak hem bizi yaratan hakkındaki bilgimizi artırmış oluruz hem de boş yere üzüntülere ve streslere girmemiş oluruz. Neden peki? Madem başıma gelen bu hadiseden bana karşı çok merhametli olan Rabbimin haberi var. Öyleyse niye üzüleyim ki. Demek ki bunda benim için bir hayır var diye düşünür insan. 

Dünyadayken Cenneti Yaşamak

İşte insan böyle düşündüğü zaman daha dünyadayken cenneti yaşar ve başına gelen hiçbir hadise kendisini sıkıntı ve strese sevk edemez.