14 Ekim 2016

Kral'ım, Benim Hünerim Perde Kalktığı Zaman Ortaya Çıkar


Eski zamanlarda bir kral, bir resim yarışması yapmak istemiş. Bunun için o devrin iki usta ressamı çağrılmış. Onlara resim yapmaları için karşılıklı iki duvar verilmiş ve birbirlerini görmesinler diye de aralarına bir perde çekilmiş. Ressamlar başlamışlar işlerine. Birisi, duvara rengarenk manzaralar çiziyormuş. Motifleri bir harikaymış. Diğeri ise hiç resim çizmiyor sadece duvarı parlatıyormuş. Soranlara, benim hünerim perde kalktığı zaman ortaya çıkacak diyormuş. 

Karar zamanı gelmiş. Kral ilk önce duvara rengarenk resimler çizenin resmine bakmış. Çok beğenmiş.Diğer ressamın duvarında ise hiçbir şey yokmuş. Yalnızca parlak bir duvar varmış. Hayretle duvara bakan Kral'a, ressam, "Kral'ım hele bir perdeyi kaldırın, o zaman benim ustalığımı görürsünüz" demiş. Perdeyi kaldırmışlar. Perdeyi kaldırınca, ilk ressamın yaptığı resim, çok daha güzel bir şekilde karşı duvara aksetmiş ve neticede yarışmayı ikinci ressam kazanmış. Evet, duvar parlatılıp ayna gibi olunca karşısındaki resmi çok daha güzel bir şekilde kendisinde aksettirmiş.

Kalp Aynan Günden Güne Kararıyor

Evet, gelelim bu hikayeden çıkartılacak derslere;

Hikayedeki resim maddeye, cilalı duvar da manaya misaldir. Hepimiz, hayatta mal-mülk edinmeye ve bir yerlere gelmeye çalışırız. Yatırım yaptığımız şeyler, çoğunlukla bedenimiz ve onun arzuları olur. Ama hiç kalbimize yatırım yapmayı düşünmeyiz. Sonunda kalp aynası günden güne kararır ve artık görüntüleri göstermez olur. Oysa daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, beden süvarinin atı gibidir. Aslolan at değil süvari'dir. Süvari ise kalbimizdir. At yalnızca, süvariyi istenilen yere götürmek için vardır. Bizler, süvariyi bırakıp hep at ile meşgul olup yola niye çıktığımızı unutursak Sultanımızdan azar işitmez miyiz?

Oysa, süvarinin yapması gereken şey atına belini doğrultacak kadar yemini vermek ve hızla yoluna devam etmek olmalıydı. Bizler de beden bineğimize, ona yetecek kadar gıdasını vermeli ve tüm gayretimizle kalbimizin cilası için uğraşmalıyız. Harikalar ve sürprizler diyarı cennetteki nimetlerden tam manasıyla lezzet alma ancak cilalı bir kalp ile olur. Kalbin cilası da öncelikle bizi Yaradana inanma, O'nu tanıma ve O'nu delicesine sevmedir. Seven sevdiğine itaat eder ve sözlerini ikiletmez. Öyleyse bize düşen şey de, ağacın gölgesine ve bineğe çok takılmadan hızlıca yola devam ederek dostlar diyarına cilalı bir kalp ile varabilmektir.

Ne mutlu şu mihnetler diyarı olan dünya'yı gaye edinmeyip asıl yurt ve Dost peşinde koşturan bahtiyarlara!




0 yorum :

Yorum Gönderme