Peygamber Efendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peygamber Efendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2016

Bir Kervan Hikayesi


Değerli okuyucularım. Bugün sizlerle birlikte ders alacağımız güzel bir hikayeyi paylaşmak istiyorum. Şöyle ki;

Hey Kervandakiler! Haydi Aşağıya

Vaktin birinde bir kervan yola çıkar. Derken gece olur. Kervanbaşı, kervandakilere seslenir. Herkes atından insin ve yerden topladıklarını heybesine koysun. Vakit, gece olduğu için göz gözü görmemektedir. Hem yorgunlukta vardır. 

Ancak bunlara rağmen bir grup insan kervanbaşının bir bildiği vardır diyerek hemen atlarından inerler ve tıkabasa heybelerini doldururlar.

Diğer bir grup ise, kerhen inerler ve heybelerine az bir şey doldururlar.

Son grup ise kervanbaşını hiç dinlemeyip atlarından inmeye hiç tenezzül etmezler. Dolayısıyla heybeleri de boş kalır.

Derken sabah olur. Herkes heybelerindekini merak edip bakar. İlk grup heybelerinin mücevherlerle dolu olduğunu görürler. Sevinçlerine diyecek yoktur. Kervanbaşına çok teşekkür ederler.

İkinci grup ise, niye daha fazla almadık diye çok pişman olurlar. Ah vah ederler.

Son grup ise, bu kadar değerli mücevherlerden hiç almamanın pişmanlığını ve üzüntüsünü bütün şiddetiyle yaşarlar ancak yapacakları hiçbir şey yoktur.

Acaba Sen Hangi Gruptansın?

Evet, şimdi gelelim hikayedeki temsillerin neler olduklarına;

Kervanbaşı Peygamber Efendimiz (SAV)'dir. Yolcular da dünyada yaşayan bizleriz. Mümin gaybe iman eden insandır. Ona gaybi olarak ne bildirilmişse bütün kalbiyle ve davranışlarıyla iman eder.

Dolayısıyla heybelerini tıkabasa dolduran ilk grup insan, Efendimiz (SAV)'in getirdiklerine tam olarak iman edip ona göre yaşayan, dünyanın gelip geçici güzelliklerinin ve sıkıntılarının kendilerini aldatamadığı ve engelleyemediği insanlardır.

İkinci grup ise gaybe iman etmekle birlikte, kulluk etmekte tembellikleri olan, dünyanın peşine takılıp giden amel de zayıf insanlardır.

Son grup ise, Efendimiz (SAV)'i hiç dinlemeyen dolayısıyla da hiç kulluk etmeyen,sonunda Ahiretin hiçbir nimetini göremeyecek olan inançsız insanlardır.

Ne mutlu onlara ki.......

Ne mutlu dünya hayatını bir ağacın altındaki gölgelenmek kadar kısa gören dolayısıyla da ona gönül bağlamadan Ahiretin peşinde olan ve Allah'ın rızasını kovalayan insanlara!!!


1 Eylül 2016

En Büyük Ünvan Kulluk


Ben Doktorum Peki Ya Sen?

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Bugün vesilesiyle dünyanın her yerine barışın hakim olmasını temenni ediyoruz. Ama barışık yaşamamız gereken birisi daha var. Kim o acaba?

Bizler hayata doğarken, hiçbir şeyimiz yok olarak doğarız. Zamanla, bilgimiz, tecrübemiz ve kazandığımız sınavlarla bazı ünvanlar ediniriz. Artık bize Ahmet, Mehmet, Ayşe diye hitap edilmez ve Doktor Ahmet Bey, Mühendis Mehmet Bey ve Öğretmen Ayşe Hanım diye hitap edilmeye başlanır. Buraya kadar bir sıkıntı yok elbette ama ne zaman ki bu ünvanlar bize doğarken verilen ünvanın önüne geçerse ve onunla barışık yaşamazsak işte o zaman sıkıntılar baş gösterir. Nedir o? Kulluk.

En Büyük Ünvan Kulluk

Evet ne zaman ki meslek ünvanlarımıza gösterdiğimiz ilgiyi, ihtimamı kulluk ünvanımıza göstermezsek o zaman kaybetmeye başlarız. Ne demek mi istiyorum? Hepimiz bu ünvanlarımızı kazanmak ve devam ettirmek için çeşitli kurslar alır, zamanımızı harcar ve para sarfederiz. Bütün bunlar bizim en fazla 60-70 sene geçimimizi sağlayacak mesleklerimiz içindir. Oysa kulluk ünvanı hakkıyla kazanıldığı zaman insanı ebediyen cennet saraylarına, cuma yamaçlarına, Peygamber komşuluğuna, Allah'ın cemalini seyretmeye ve O'nun rızasına götürür. En büyük kazanç ta bu değil midir zaten. Bir tarafta lezzetleri elemlerle, hastalıklarla, musibetlerle karışık 60-70 senelik bir hayat bir taraftan ise hiç elemsiz sonsuz bir hayat.

En Büyük Yatırım Nereye?

Dolayısıyla insan hayatındaki en büyük yatırımları kulluğuna yapmalıdır. Seminerlere harcadığı zaman kadar, kulluğun temel özellikleri olan ibadet, samimiyet, cömertlik, tevazu, cesaret, yumuşak başlılık, vefa, sadakat, herkesle iyi geçinme gibi iyi huyları kazanmak ve karakterini bunlarla örgülemek için zamanını harcamalıdır. Hem bunları kazanmak için öyle masraflara girmesine de gerek yoktur. Bu konuda en büyük rehber ve kulların baştacı olan Peygamber Efendimize (SAV) bakması ve Kitabımızın yapraklarını açması yeterlidir.