Merhamet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merhamet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2016

Bugün, Dünya Kız Çocukları Günü


Evet, bugün 11 Ekim, Dünya Kız Çocukları Günü. Kız çocuklarının yaşadığı ayrımcılıklara ve zorluklara dikkat çekilmesi için ülkemizin de gayretleriyle dünya'da böyle bir gün ilan edilmiş. Ben de bu vesileyle bir kız babası olarak düşüncelerimi ifade edeyim istedim.

Kız çocukları, şefkatin ve merhametin ete kemiğe büründüğü sembolleridir. Nezaketin, letafetin ve haya'nın en çok kendilerine yakıştığı birer şebnem tanesidir onlar. Hoyratlığın, zorbalığın, gücün egemen olduğu bir çağda, varlıklarıyla bizi sevgiye, merhamete çağıran, hayatı sadece maddi yanlarıyla değil de manevi yönleriyle de yaşamaya çağıran birer şefkat abidesidir onlar.

Peygamberin dilinde, ileride cennetin ayakları altına serileceği saadetli insanlardır onlar. Sevgi ve merhametle dopdolu kaselerini cömertçe diğer insanlara sunan, nezaketleriyle bizlere kaybettiğimiz inceliği hatırlatan, letafetleriyle bizlere tebessüm eden, maddeden ziyade manaya yakın duran, bedenimizin kalbi ve ruhu gibidir onlar. 

Maddenin ardında var olan manaya dikkat çeken, sevgisiz ve merhametsiz bir dünya'ya karşı kollarını açıp burası çıkmaz sokak diyen, insanlığın kurtuluşunun madde'de değil manada olduğunu haykıran minik kalplerdir onlar.

Velhasıl, erkek çocuklarıyla birlikte bir anne babanın canlarının yongası, göz bebekleri ve evlerinin neşesidir onlar. 

Kız çocuklarımız ne kadar güçlü olursa, ne kadar yarınlara güvenle bakabilirse, toplumda o kadar güçlü olacak ve yarınlara emin adımlarla yürüyecektir.

Öyleyse gelin, bu minik kalplere sahip çıkalım, bu çiçekleri susuz bırakmayalım, onları bugünlere göre değil yarınlara göre yetiştirelim. Aksi takdirde, içinde yaşadığımız şu dünya, içinde sevginin ve merhametin olmadığı bir çöle dönecektir.


23 Eylül 2016

Oku! Peki Neyi?


Değerli Okuyucularım,

Bildiğiniz gibi bu hafta okullarımız yeni eğitim-öğretim yılına başladılar. Çocuklarımız okuyarak yeni bilgiler öğrenecekler ve hayata hazırlanacaklar. Ben bu yazımda bu tür okumadan ziyade başka bir tür okumadan bahsedeceğim.

Yaratan Rabbinin Adıyla Oku

Efendimiz Hz. Muhammed'e (SAV) gelen ilk ayetler okumanın Yaratan adına ve O'nun adıyla olması gerektiğini anlatır bize. Evet, bir kitap gibi muntazam yazılmış ve manası olan kainat kitabını okurken eğer Rabbimizin adıyla okumazsak yanlış yerlere varabiliriz.

Mesela O'nun adına ve adıyla okumazsak bütün olan biten şeylerin tabiat tarafından yapıldığı veya kendiliğinden olduğu gibi yanlış bir inanca sahip olabiliriz. Oysa bir iğnenin bile ustası olduğuna inanan insanın koskocaman kainatın bir sahibi olduğuna inanmamasından daha garip bir şey olabilir mi? Gördüğü bir satırın sahibini arayan insanın şu kainat kitabının satırlarını yazanı aramaması ne kadar ilginçtir.

O'nun Adıyla Okununca Herşey Manasına Kavuşur

Herşey, O'nun adına okunduğu zaman bulanıklığından kurtulup billurluğa kavuşur, manasızlıktan sıyrılıp hikmete erişir, kabuktan geçip özüne erer ve asıl hüviyetine sahip olur.

Herşey O'ndan gelen bir mektuptur ve bize O'nu anlatır. Ne kadar merhametli, ne kadar kudretli, ne kadar cömert olduğunu ve O'nun isimleri hakkında herşeyi bize fasih bir dille anlatır. 

Mesela, gelip geçen varlıklara baktığımız zaman Rabbimizin sonsuzluğunu yaratılmışların faniliğini anlarız. Hiç bir şey ödemeden bu paha biçilmez organlara sahip olduğumuzu düşündüğümüz an Rabbimizin cömertliğini anlarız. Bir annenin bebeğini emzirdiği anda ise Rabbimizin kullarına olan merhametini, şefkatini anımsar O'na kavuşma iştiyakıyla gözlerimiz yaşarır.

Öyleyse gelin, hayatı okurken O'nun adıyla ve O'nun adına okuyalım ve böylece sadece bu dünyamızı değil öbür dünyamızı da cennete çevirelim.