9 Eylül 2016

Hadi Koş Bakalım


Değerli okuyucularım. Gelin bugün, hayatımıza bir hikaye penceresinden bakalım;

Atlı Yılanı Görür ama...

Bir adam ağacın altında ağzı açık uyumaktadır. Bir yılan adamın ağzından girerken bir atlı bunu görür. Ancak yılanı çıkartmaya yetişemez ve yılan adamın ağzından içeri girer. Atlı kırbacıyla adamı uyandırır. Ağacın altındaki çürük elmaları adama zorla yedirir. Adam bunlara bir mana veremez. Neden bu adam bana zorla bu çürük elmaları yediriyor diye düşünür. Atlı, haydi şimdi koşmaya başla der adama. Kendisi de atın üstünde kırbacıyla onu kovalamaktadır. Adam bu zulme bir mana verememekte ve adama çok kızmaktadır. Sorularına ise atlı cevap vermemekte sürekli ona koş demektedir. Sonunda adamın midesi altüst olur ve kusar. Kusmasıyla birlikte yılan da adamın ağzından çıkmış olur. Atlı der ki, sana o çürük elmaları yedirmemin ve kosturmamın sebebi seni kusturup o yılandan seni kurtarmaktı. Eğer içinde bir yılanın olduğunu söyleseydim korkudan ödün patlar ölürdün. Adam da bunun üzerine atlıya çok teşekkür etmiş. 

Şer Gördüğünüz Şeylerde Hayır Olabilir

Evet, bu hikayeyi iyi okuduysak, hayatta başımıza gelen sıkıntıların, zorlukların aslında bizim hayrımıza olduğunu da anlamışsınızdır. Her bir sıkıntı, bizim kişiliğimizi geliştirmek, karakterimizi olgunlaştırmak ve cennete ehil hale getirmek amaçlıdır.

Size, birgün boyunca nafile namaz kılmak mı yoksa bir dakika mum ateşine dayanmak mı daha zor desem hemen herkes ateşe dayanmak daha zordur der. Dolayısıyla musibetler ve zorluklar ateşe atılan altın gibi dayanması zordur ama insanı saflaştırır ve kıymetini artırır.

Sonuç olarak, insan başına bir zorluk ve musibet geldiği zaman ondan şikayet etmek yerine ondan çıkarması gereken dersleri düşünmeli ve sabrederek Hakk'ın katında değerini artırmalıdır.








0 yorum :

Yorum Gönderme